[audio:Elbette.mp3] (Yazıyı okumaya başlamadan önce,play tuşuna basıp şarkıyı kısık sesle yazıyı oyunuzuz) Hani herkesin bir hayranı olduğu, çok sevip hoşlandığı bir sanatçı grubu, şarkıcı, vs. vardır…. Benimde çok değer verdiğim ve sevdiğim bir sanatçı var. Adı mı? -Candan Erçetin-. Garip bir hanım ...

Daha önce çeyrek finale çıkmak için mücadele verirken, İsviçre maçından önce demiştik ki "Millilerin İşi Çok Zor..." Şimdi diyoruz ki millilerin işi çok daha zor... Neden? Çünkü artık elemeler oynamıyoruz, çünkü artık grup maçları yapmıyoruz. Artık Euro 2008'de finaller oynuyoruz ...
Daha önce sadece perşembe günleri mikro söyleşilerimizle burada olacağımızı söylemiştik fakat geçtiğimiz günlerde Öss'nin hemen ardından yayınlamak istediğimiz şu söyleşiyle bu kuralımızı sanırım yıkmış bulunduk. Başlayan yaz dönemi sebibyle günlerde sekmeler olabilir. Aslında o söyleşimizi Öss ile bağlantılı olduğu için sıcağı sıcağına yayınlamak istediğimizden ana sayfada yer vermiştik. Belirlediğimiz haftanın normal günüde, yani bugün yeni bir konukla yeni ve capcanlı bir söyleşi daha geçirdik. Onu içtenliği ve şiir esintili kurduğu cümleleriyle tanıyoruz. O, Sibel Bay... Bizlerle... Yazı içerisinde de görebileceğiniz şeyi burada da tekrarlayalım isterim. Geçtiğimiz zamanlarda bir komunite blog olmak yolunda ilk adımlarımızı atmıştık. Bu yolda Sibel Hanım da bizlerle olacak ve o güzel yazılarıyla sizlerle burada buluşacak... Ve sizden bir isteğiyle burada... Bu söyleşiyi aşağıdaki parçayı kısık seste dinlerken okuyun lütfen... [audio:josh-groban.mp3] 1. Eveet, bugün konuğumuz gerçekten içtenliğiyle tanınan ve yazılarında bunu bariz hissedebileceğimiz bir ablamız... Sibel ablacığım bilenler ve bilmeyenler için kendinden bahseder misin biraz rica etsem. Elbette… 78 doğumluyum ve İzmir'de yaşıyorum. Ege Üniversitesi Makine teknikerliğini bitirdim ve tembelliğim gereği fazla sıkıntıya gelemeyerek devamını getirmedim. Proje işinden vazgeçip geçici süreliğine diyerek Atlı Spor Kulübü Başkanı'nın yanında çalışmaya başladım ve 6 yıldır da yanındayım. Blog yazmaya ise geçtiğimiz sene Haziran ayında blogcu ile başladım ve Kasım’dan bu yana ise blogspot'ta devam etmekteyim. 1. yaşıma çok az bir süre kala benimle röportaj yapıyor olman da benim için ayrıca bir keyif belirtmek isterim... 2. Bloglar ilk yayılma döneminde genellikle kişisel özellikleri korumuşlardı fakat zamanla kişisel bir blog olmaktan uzaklaştılar. Bloglarını kişisel tutmayı başarabilen nadir kişilerden biri de sensin. Bu konuda ne düşünüyorsun, yani kişisel yazılar yazmaktan memnun musun? Galiba insanlar yazı yazmaya başladıktan sonra ilgi alanlarının da zamanla daha iyi farkına varıyor! Ben bloğumu günlük yaptım; her gün nefes aldığım, soluklandığım, içimde ki bitiş anlarını dışa vuruş olarak kullandım/kullanıyorum. Bundan da çok memnunum. Yani bende gazete okuyorum, gündem takip ediyorum ve birçok şeye ilgi duyuyorum ama burası benim daha daha özelim. Ben evimi (içimden hep böyle demek geçer) böyle sevdim ve bana ait kılan da tamamen bilinmeyeni anlatıyor olmam. Elbette kendi dilimle, Sibelce…