Bu haftaki konuğumuz herkese şekerliğiyle kendini tanıtan tam bir Beyaz hayranı (Beyaz derken, Beyazıt Öztürk kastımız...) ve henüz Öss sınavına girmiş birisi olan Eda Gizem... Onunla Öss ve Öss süresince blogculuk hakkında konuştuk... İşte hepsi aşağıda... 1. Bize kısaca kendinden bahseder misin? Bahsedeyim bari:) 18 yaşındayım bildiğin gibi. Liseden mezun oldum 3 gün önce:) hatta geçenlerde bir de ÖSS’ye girdim. Böyle kısa boylu ufak tefek esmer şirin sayılabilen bir insanım:) çok yaramazlık yapardım lise zamanlarında:) pek sıradan bir insan olduğum söylenemez yani. Buna rağmen büyüklerimin yanında aşırı saygılıyım, fazla yanii:) biraz(!) gevezeyim, dilimden çok çekmiş ve hatta hala çeken arkadaşlar var:) fazla sulu gözlü ve duygusalım, her şeye zırlarım:) daha da ne anlatsam bilemedim sanırım bu kadar yeter, pek de kısa olmadı zaten:D 2. Şunu biliyoruz ki başarılı ve içten bir blogcusun, fakat sadece bir blogcu da değilsin. Aynı zamanda ÖSS’ye hazırlanan bir blogcusun. Daha doğrusu ÖSS’ye hazırlanan blogcuydun geçtiğimiz günlere kadar. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun... Öncelikle teşekkür ederim:) bu durum?:) aslında ben öyle oturup saatlerce ders çalışabilen bir insan değilim. Öyle olunca arada sırada soluk almak için internete takılıyorum ve blogumla ilgileniyorum. Zaten ben bu sene blog yazmasaydım, yani blog yazmayı bırakma teşebbüslerim başarılı olsaydı:) çok sıkılırdım... Beni olumlu mu etkiledi olumsuz mu bilmiyorum. Ama ben genelde çok ders çalışınca sıkılan bir insan olduğu için blog yazmamın bana faydası olduğunu düşünüyorum. Aslında keşke küçükken bir kontrolden geçseymişim, çünkü hiperaktif olma olasılığım var:D tüm bunlara rağmen ÖSS adına sonuç istediğim gibi olmasa da kötü de değil. 3. Peki bir diğer soru geliyor... ÖSS hazırlık dönemi süresince blog dünyasında var olmak ne derece doğru ne derece yanlış sence? Bu sene ÖSS’ye hazırlanacak olan blogcular için önerilerin var mı? Aslında bunun doğruluğu yanlışlığı kişiden kişiye göre değişir sanırım. Ben devam ettim. Pişman mıyım? Hayır değilim ama blogla ilgilenme dozunu biraz daha aşağı çekseydim eğer tam anlamıyla dengeyi kurmuş olacaktım sanırım ama beceremedim:D benim arkadaşlara tavsiyem eğer ikisini birden idare edebileceklerini düşünüyorlarsa bence devam etsinler blog yazmaya...
Her hafta yeni bir sohbet ve yeni bir solukla burda oluyoruz. Ve her geçen gün sohbetlerimiz daha da güzelleşiyor diyebilirim. Aslında bu söyleşiler için ilk söz aldığımız fakat istenmedik sebeplerle bugüne sarkan bir mikro söyleşiyi gerçekleştirdik bu hafta. Alisko.org'dan tanıdığınız genç blogculardan olan Ali Bahsisoğlu... Bakalım bakalım, neler olmuş neler bitmiş:) Söyleşiye geçmeden de söyleyelim, kendisine bu güzel söyleşi için teşekkür eder, ilerde bir kez daha ağırlamak isteriz. Ya ben pek bi ciddi buldum kendimi:) Neyse uzatmadan geçelim abi shobetimize... Söyleşinin en mikro hali sizlerle... 1. Öncelikle merhaba Ali'ciğim. Ya da bir diğer ifadeyle alisko kardeşim... Sohbetimize iyice yoğunlaşmadan takipçilerimiz için kısaca kendinden bahseder misin? Uzun süredir İzmir'de yaşayan, 19 yaşında, İzmir Ekonomi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinde okuyan, asosyal bir insanım. [Kısaca derken çok mu kısa oldu acaba:) ] 2. Yeterince açık ve özlü oldu bence:) Geçelim diğer sorumuza, Alisko ismi nerden geliyor, arkadaş çevrenin sana taktığı bir isim miydi acaba yoksa blog dünyasında mı kazandın bu ismi? Lisedeyken birkaç okul arkadaşım tarafından bana yakıştırılan bir isimdi Alisko ve bu duruma gerçekten çok sinir oluyordum. "Alişko ne kardeşim ya?" diye bir çok kişiyi azarlamıştım zamanında. Daha sonra anladım ki çok şirin biri olmamamdan dolayı insanların biraz şirinlik katmak amacıyla söylediği bir isimmiş. Bende gerçekleri gördükten sonra Alişko'yu sevdim, benimsedim hatta baş tacı yapıp bloguma isim olarak seçtim:)
Şok, Şok Şok... Böyle GayriCiddi söyleşi görülmedi...! Geçtiğimiz hafta beyn.org'tan Barış kardeşimizle yaptığımız söyleşiden sonra bu haftaki konuğumuz, GayriCiddi Onur... Yaptığımız ve yapacağımız keyifli söyleşilere geçtiğimiz hafta "maksat muhabbet" adını vermiştik. Onur'un ...