
Benim için farklı bir yeri vardır her zaman Hazan Mevsimi filminin. İzlereken yüzümde bir tebessüm bırakır adeta... İlk vizyona giriş tarihinde Kayseri'ye gelemedi maalesef film, fakat daha sonraları cd,dvd vs'nin çıkmasıyla rahatça izleye bildik Hazan Mevsimini. Hazan mevsimi filmini çok beğendiğimi söylemiştim ve bu çok sevdiğim filmin şimdi izlemeyenler için kendime has uslubumla öyküsünü aktarıyorum: Hani vardırya, iki garip ve birbirinden habersiz aşıklar... İşte o garip ve birbirinden habersiz aşıkların hikayesidir bu film, yani inşaat işcisi Cemalle, gezgin panayır şarkıcısı Nurşen'in hikayesi... Hayat boyu ikisi de Dünya hali ne getirdiyse, rüzgar nerden estiyse, güneş ne tarafa döndüyse onu yapmışlar ve sanki hep birbirlerini görecekleri günü beklemişlerdi. Taki, Nurşen'İn panayırı Cemal'İn şehrine gelene kadar... Bekledikleri gün gelmişti, iki aşık göz gözelerdi. Acep şimdi ne alocaktı. Cemal ve Nurşen beraberce mi kalacaklar, yoksa gene ayrı düşüp bir ömür daha, birbirlerini bekleyecekler miydi? Öyküsü bile insanı içine çeken bu filmi, izlemeyenlerin bir yerlerden mutlaka temin etmelerini öneriyorum. Bu sıralar çok iyi işler çıkardığımız, duygusal/dram türündeki filmlerin içersinde iyi bir yer edinen Hazan Mevsimi için yönetmeni Mehmet Eryılmaz'ın daha nice iyi filmler çekmesini diliyorum...
Biz Türkler kadar geçmişini karalayan veya tam tersine savunan kimseyi göremezsiniz şu garip ve küçük dünyada... Ya ecdatlarımızla gurur duyar, her şeyini bilir, bizim için kutsal sayarız. Ya da nefret eder yaptıkları işlerle dalga geçeriz. Yani bir orta yolumuz yoktur maalesef... Osmanlı Cumhuriyeti de orta yolu tutturamamış belliki... Bence ne utanç vericidir adam gibi düzgün maaliyetli bir tarih filmimizin olmaması, olamaması... Bizim için ne acıdır ki tarihleri hiçliklerle dolu bir Amerikan sineması, başka milletlerin tarihiyle rant elde ederken. Tarihi şanlı zafer, ilginç başarı ve faaliyetlerle dolu biz Türklerin, içimize sine sine izleyebileceğimiz, objektif ve gerçeğinden ayırt edilemeyecek bir tarih filmimizin olmaması
Bu yazıda bir liseler arası tiyatro festivallinde aldığı ödülün heycanıyla başlayan tiyatro sevdasına, arkasına bir çok hikaye, sevda, mizah ve dramı sürükleyen Tolga Çevik'İ konu alcağız... 1974'de istanbulda doğmuş... Genelde tiyatrocuların küçükken işitmeye alışık olduğu "sen ne ...
"BU ÖDÜLÜ TUTKUYLA BAĞLI OLDUĞUM, YANLIZ VE GÜZEL ÜLKEME ARMAĞAN EDİYORUM" Sözlerin bittiği yerdeki en güzel cümle... Bütün dünya'nın gözü Cannes film festivalindeyken,Nuri Bilge Ceylan'ın bütün dünyaya ders niteliğindeki bu söz,bize çok anlam ifade ediyor...Bizden çok da dünyaya anlam ifade ediyor.Bize çok anlam ...
Efendim, sinemayı çok severim ve sinema konusunda da şu an bir çalışma üzerindeyim. Bugün yaptığımız görüşmeler olumlu geçti ve yaklaşık üç dört ay sürecek bir çalışma sonunda gençlerin içinde bulunacağı yani tamamen gençlere ait bir site oluşturacağız. Umarım fazla aksaklı yaşamadan sizlerle bu çalışmamızı paylaşırız. Efendim film izledik ama hiç başkalarına sunduk mu bu filmleri hemen hemen hayır. Ben de bu süreçte blog dünyasında tecrübe edinmeyi ve sinema hakkında genç arkadaşlarımızın nabzını tutmayı tercih ettim. Kendi blogumda ve yeni açılan sinepil sisteminde bu tür yazılarımla karşılaşacaksınız bundan sonra. Birkça örnek verecek olursak Umudunu Kaybetme filmi hakkında yazdığım yazıya buradan, M.Ö. 10 000 filmi hakkında yazdığım yazıya da buradan ulaşabilirsiniz. Neyse efendim şimdi de size asıl anlatmak istediğim filme geçeyim. Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? Muhteşem bir film olduğunu belirterek başlayım işe olmazsa :) 14. yy Anadolusu'nda, bütün devlet ve beylikler Moğol saldırılarından yılmış, halk akın akın Moğollardan kaçıp Bursa'ya yerleşmektedir. Anadolu'da bulunan devletler ve beylikler Moğol akınları karşısında darmadağın olduğundan Bursa aynı zamanda çeşitli devlet ve beyliklerden gelen yönetici sınıfın da sığınma yeridir. Osmanlı Devleti'nin temellerinin atıldığı bir dönemdir.