TÜRKİYE NEREYE KOŞUYOR?
Blogum benim için ne kadar özgür bir dünyada olsa konu seçimlerimde ve yazılarımda oldukça seçici olmaya çalışıyorum. Eğer blogum benim iç dünyamın bir yansıması ise blogumdaki konularda seçici olmam gerekir. Daha önce hiç gündemden bahsetmemiştim blogumda. Birçok blogcu gündem hakkında düşüncelerini belirtmişti fakat ben fazla değinmemeyi tercih etmiştim. Dedim bir de biz değinelim şu gündeme. Kaç kişi okuyacak sanki senin yazını diyeceksiniz sanırım. Bunu duyar gibi oluyorum. Dedim ya blogum benim iç dünyamın bir yansıması ve ben burda özgürüm. Blog dünyasının özgür sularında dümeni gündeme doğru kırıyorum.Hani gündem deyince hep akla sağcı solcu çatışması gelir ya. Şu an da ona benzer bir şeyler oluyor. Şunu diyebilirsiniz sağcısı mı kaldı kardeşim solcusu mu? Evet çok şükür ki o dönemleri geride bıraktık. İnsanları ayırmamak gerekir şucu bucu diye ama bunu ne derecede yapabiliyoruz. Ben de bunu yapıyorum. Birisini görüyorum konuşmalarından ve tavırlarından bu şucu bucu diyorum. Bu yaptığım hatalı biliyorum. Tam burada bir şey anlatmak istiyorum. I. Meşrutiyet ilan edilir ve meclis kurulur, mecliste gayri müslim teba da vardır. Bir yunan vekile sorarlar “siz ne kadar Osmanlısınız acaba?” diye. Verdiği cevap, “Osmanlı bankası kadar…” Osmanlı bankası bildiğiniz gibi İngiliz Sermayesi…Daha yakışıklı olmak için dün saç traşı olmaya gittim ve ortamdaki sohbeti sessizce dinlemeye başladım. Oradaki kişinin ifadesini aynen anlatayım size, ” Hani Türkiye’nin tam karışık olduğu vakitlermiş, yani bizim çocuk olduğumuz vakitler, bizim bir tanıdığa sormuşlar necisin sen? O da ne sağcıyım ne solcuyum ben ekmekciyim kardeşim demiş. Adamı bırakmışlar.” Daha bitmedi abimizin hikayesi. ” Bazen bana da soruyorlar necisin diye ben de diyorum ki ne sağcıyım ne solcuyum kardeşim ben sanayiciyim
” Abimiz sanayide kaportacılık gibi bir meslek sürdürüyor. Benim öyle hoşuma gitti ki öyle doğal ve öyle kirlenmemiş ki… Ha eğer bana necisin diyecek olursanız ben de sanayiciyim. Ocu bucu olup da varolan düzene zarar verene kadar zarar verilmiş düzeni onarmaya çalışırım. Bu kadar siyasi görüş hikayesinden sonra biraz gündemden bahsetmek istiyorum. Bence gündemi birileri yönetiyor, gündemin ipleri onların ellerinde. Niye böyle diyorum, çünkü bir bakıyoruz bu gün gündem Kuzey Irak çıkartması, yarın başörtüsü, ertesi gün laiklik, ertesi gün vakıflar yasası, daha da sonraki gün parti kapatma. Hani ülke bir çıkmaza sürükleniyor sanki. Tüm bunlardan sonra bir de dolar euro fırlıyor. Millet iyice karmaşa içerisine giriyor. Bana kalırsa herkes sakin olmalı, bu tür provakasyonlara gelmemli. Siyaset sadece siyasetçilerin işi bizlerin değil. Bırakın onlar halletsin her şeyi. Peki biz susarak devletin çöküşünü mü izleyelim, elbette hayır, bir sonraki seçimde söz yine sizin. Hangisi ülkeyi daha iyi bir seviyeye çıkarır derseniz ona basın mührü bu kadar basit. Ha sonra %47 ile iktidar olmuş partiye sen niye şeriat getirmeye çalışıyon falan demeyin. Kimse de şeriat getiremez zaten korkmayın. Sadece çalışmalarını beğenmiyorsanız bir sonraki seçimlerde oy vermezsiniz olur biter. Ak partiye açılan parti kapama davasına gelecek olursak benim düşüncem bu aralar bizim başsavcılarımızın harekette olduğu yönündedir. Bunlar bir öğle yemeğinde buluşup biz bu sene biraz boy gösterelim falan mı dediler nedir… Tam 3-4 defa youtube kapanmasında başsavcılarımızı gördük. Bir genelkurmaya bir cumhurbaşkanına iki partiye yönelik davaların açılmasını üstlendiler. Hayırlısı bakalım, nolacak sonumuz. Ha savcının hazırladığı metni nasıl değerlendiriyorum? Türkiye’nin hukuk tarihinde kara bir leke olarak. Neden böyle diyorum? Çünkü savcı Tayyip Erdoğan’ın uluslararası konferasnlarda alkol almamasını ve hatta hatta cumaya gitmesini sebep göstermiş. Bu dinimize ve milli örf ve adetlerimize bir hakarettir. Biz bu kadar mı değerlerine zıt savcılar yetiştiriyoruz? Yapmayın lütfen. Siz bugün iktidar partisinin kapanmasını istiyorsunuz ve bu gibi sıradan maddeler sıralıyorsunuz. Noldu yani bunu yapınca? Gördük dolarlar, eurolar nasıl tavan yaptı? Ortalık nasıl karıştı. Kriz lafları nasıl ortada dolaştı. Ha bir de Akp’nin bir sonraki seçimlerde oy oranı arttı. Eğer savcılarımız ve Deniz Baykal böyle sıradan şeyleri bahane etmeye decam ederse şuanki iktidar meclisi cafe kapatıyor gibi kapatır. Kimseyi de içeri almaz haberiniz ola… Karikatür için gayriciddi kardeşime teşekkür ediyorum. O da wolkanca ile beraber yola devam ediyor. Çok daha güzel şeyler çıkmakta ortaya bir gözatınderim :)
Gelmişken Okuyuverin İşte :)
Bu yazı 19 Mart 2008 Çarşamba tarihinde, saat 22:32 sularında, Ivır Zıvır kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Sibel 20 Mart 2008 - 11:26
Sevgili Tahir merhaba,
Seni tanımış olmaktan ve bana yapmış olduğun değerli yorumundan çok mutlu oldum(: Sayfan da ben de bu güzel ziyaretinle tanışarak gezintiye çıkma fırsatı buldum. Genç, objektif bir bakış açısı yakaladım burada. Bundan sonra sıkça görüşeceğimizi umuyorum!!
İyi yaptın da beni buldun((: Ben diğer yazılarınıza da göz gezdirmek üzere şimdilik ayrılıyorum.
Sevgiyle…