Hani daha içeriğini görmeden merak ettiğiniz siteler olur ya… Adında bile bir gizem gizlidir, ve içeriğini merak ettirir… Bugünkü konuğum ise reel dünyadan kadim dostum Burhaneddin Kanlıoğlu… Kendisi çok kültür-sanat merkezidir :) Şaka bir yana beraber yapmak için uğraştığımız sitesi projemiz pek başarılı olamasa da kendisi MeçHul Genç projesiyle başarıyı yakaladı…
Bir taşra kenti olarak adlandırabileceğimiz Kayseri’den yola çıkarak, bir İstanbul hayaliyle dolu gencin iç dünyasının yansımalarına yer verilen Meçhul Genç’Te İstanbul ve İstanbul’a dair izleri sık sık göreceksiniz.. Ki ben bunu bir hayli yoğun halde yaşıyorum, her gün İstanbul’da nasıl bir sanat adamı olacağını anlatır durur kendisi :)
İstanbul Şehir Tiyatroları Yönetmeni Şevket Avşar ile gerçekleştirdiği ilk röportaj dönüm noktasıydı ve gerçekten de güzel noktalar barındırıyordu… Tamamen orjianl sorular ile gerçekleştirdiği röportajından bazı soruları Mikro Söyleşi’de kullanmak üzere bir kenara not etmedim dersem yalan olur :)
Meçhul Gençlerin Meçhul Edebiyat Sanat Platformu olma yolunda hızla ilerleyen ve başarılı grafik seçimleriyle yazılarını süsleyen kardeşimi tebrik ediyorum açıkcası… Bu yazı biraz tanıtım biraz eleştiri tarzında olsun istedim… Çok hayalci ama bir o kadar da realist kardeşime ileriki sanat hayatında bu sitenin bir referans olacağını düşünüyorum… Hele ki 18 yaşında bir gencin röportaj teklifini Onur Ünlü gibi Polis Filmi’nin yönetmeni tarafından kabul görmesi, ki Onur Ünlü önemli medya ajanslarını geri çevirirken röportaj için, gerçekten güzel bir gelişme… Röportajın bir kısmına dostumun izniyle burada da yer vereceğim. Keyifle okuduğum röportajı umuyorum ki sizde keyile okuyacaksınız… Kendisi biraz havalanmış olsa da bu aralar, iyi işlere imza atmaya devam ediyor şaşılacak bir şekilde :p
“Benimle birlikte gelişen bir şey varsa, o da galiba içimdeki çalışma arzusu”
“İçimi tıka basa anti-emperyalist fikirlerle doldurmaya gayret ediyorum”
“İyi insan anti-emperyalist insandır”
“…hayatımız boyunca söylenip sonra aptal gibi oy vermeye devam ederek nereye varabiliriz? “
“…bize, gerçekçilik adına, zaten bildiğimiz sıkıcı şeyleri anlatıp durmalarına izin vermeyelim..”
“…Biraz cesaret… Yo, cesaret yetmez; daha çok cür’et!”
5- Birazda gençler için konuşalım, sizi ilk olarak Deli Yürek dizisinde Umur karakteriyle tanıdık ki önceleri Şizofrengi dergisinden Ah Muhsin Ünlü olarak da tanıyanlar vardı muhakkak. O günlerden bu günlere sizinle beraber gelişen veya değişen en büyük şeyiniz nedir? Çünkü şu an sizin gibi olmayı veya sizin geçtiğiniz sanat yollarından geçmeyi o kadar çok isteyen genç var ki, bu sorunun cevabını duymak sanatçı olmayı dileyen gençlerin hoşlarına gidecektir eminim.
Öncelikle şunu söyleyeyim; ben o işlerden pek anlamam ama; sûfîlerin güzel bir sözü vardır; ‘Menzil yolun kendisidir’ derler. Yani varılacak bir yer yok! Ama okunacak çok kitap var mesela. Ve maalesef hepsini okuyamadan ölüp gidicez. O açıdan öncelikle bir parça ‘cool’ olmakta fayda görüyorum. Sakin durup çalışmak gerekiyor. Benimle birlikte gelişen bir şey varsa, o da galiba içimdeki çalışma arzusu. Elimden geldiğince iki günümü birbirine denk geçirmemeye uğraşıyorum. İçimi tıka basa anti-emperyalist fikirlerle doldurmaya gayret ediyorum. Bir şeyler yapabilmek için bence önce iyi bir insan olmak gerek. Ve şu hayatta emin olduğum bir tek şey varsa odur ki; İyi insan anti-emperyalist insandır. Film yaparken de bu yüzden böylesine hoyrat davranıyorum; tek derdim ön-yargıları pekiştirmeyecek işler yapabilmek. İnsanlığın ön-yargıları pekiştirildikçe; insanlık şaşkınlığa, şoka uğramadıkça, hayrete düşmedikçe, kimsenin kendine geleceği yok. ‘Herkesin zaten canı burnunda, insanlar biraz kafalarını dağıtmak istiyorlar’ teranelerinden de bıktık usandık artık. Hepimizin canı burnunda, hepimiz kirada oturuyoruz, hepimizin yüz binlerce dolar borcu var. Ama hayatımız boyunca söylenip sonra aptal gibi oy vermeye devam ederek nereye varabiliriz? Sinema eğer bir tek işe yarayacaksa, gelin şu işe yarasın; bize, gerçekçilik adına, zaten bildiğimiz sıkıcı şeyleri anlatıp durmalarına izin vermeyelim. Sinemadan bir kere, tek bir kere ‘Ben bunu daha önce düşünmemiştim’ diyerek çıksınlar; ‘Evet bak, ne güzel söylemiş adam’ diyerek değil… Gençlere de bunu öneriyorum işte; hayret uyandırmalarını. Ama önce kendilerinin hayrete düşmeleri gerek… Biraz cesaret… Yo, cesaret yetmez; daha çok cür’et!
Söyleşinin devamı için… MechulGenç…
Popularity: 1% [?]













