Geceler ağlasam da sabahları aydınlatan bendim. Vedalarla süslenmiş onlarca cümleden sonra işte gene sıra bana geldi. Gülüşüme aldanmayın… Ne periyim, ne melek. Ürkükmesin gözlerimdeki karanlık cihan sizi. Kalbimede sakın uğramayın, uğraşmayın ağlatamazsınız beni… Doğarım aleyna, batarım amenna… Kalemimin sataşma vakti çoktan gelmişti. Farkındayım dünya’yı eskisi gibi aydınlatamadığımın. Kanatlarım yoktu eskisi gibi. Gayri “artık” la başlayan cümleler kurmayı yasakladım kendime. Herşey neyse öyle kalmalıydı… “Artık” diye birşey olamazdı. Yeni arzularım, yeni umutlarım yoktu. Giderek hafifledi dünyanın içimde tuttuğu yer. Aslında bu Dünya’ya mahkumduk hepimiz, ben kendimi bildim bileli tek kişilik bir zindanda kalıyordum duvarları camdandı, görebiliyordum evrenin mekemmelliğini. Şimdiyse küçücük bi pencerem dahi yok. Her yer karanlık görebilmek için ışık lağzımmış, ışık diyorum adımı söylemek istiyorum çünkü… Gardiyan da benim mahkum da. Zindan çok karanlık lakin küçük değil hemde hiç değil. Hala duvarlarına dokunamadım. Çok koştum çok yoruldum ulaşamadım. Oturdum kaldım. Ellerime değen biraz toprak aradada ufak tefek taşlar… Sanmayın ki benim karanlığım ıssız ve sessiz. Benim mahzenim çok kalabalık onları göremem, dokunamam ama duyabilirim. Kimisi ağlar, kimisi güler, hele bir tanesi var sesi çok yakından gelir, sesini duyunca o güzel gözleri görür gi olurum. Lakin oda çabuk terkeder beni. Onu çok severim hep beklerim. O da beni sever sanırım. Bana hep aynı kelimeleri söyler: “bye, bye”… Bye bye der ve gider. Gelir ve gider. Ben cevap veremem… Kelimeleri fazlasıyla yordum ve kirlettim. Bu kadarı yeter. Bu arada bana “bye, bye” diyen bi bebektir. O ne ağlar, ne güler sadece “bye,bye” der ve gider. Bir de bazen uyur kollarımda… Ona dokunamam, öpemem göremem, koklayamam; lakin hissdebilirim. Biliyorum bir gün uyanacak ama o zamanda ben uyumuş olacağım. Yani vuslata erişmem mümkün değil….!
Popularity: 1% [?]













