Milli Takımımızla Gurur Duyuyoruz!..

25 Haziran 2008 / Yorum Yok » / Yazar: toz66

Evet, bu sefer belki Türkiye’nin zaferini sizlere bildiremiyoruz fakat millilerimizle gurur duyuyoruz. İnandılar, mücadele ettiler, yetmedi savaştılar. Alman’lara tabiri caizse kök söktürdüler. Tüm dünyaya Türk’ün adını duyurdular. Türko lakabını, onlarca marşı hakettiler. Hakettiklerini gösterdiler. Almanya karşısında yine de galip gelemediler. Fakat bizim mucizeler yazdığımız dakikalarda gol yiyerek. Dakika 87′de maçı 2-2 yaptıklarında herkes üçüncü golü beklerken, o golü kendi kalemizde gördük. Fakat suçlusu da futbolcular değildi, tamamiyle hakemdi. Sanki bizi finale çıkarmamak için yemin etmişti. Her gol pozisyonumuzda faul yedik fakat bir tek sarı kart göstermedi. Sanki bu akşam başınızın belasıyım dercesine… Aslında bunu uzatmak mümkün ama elden ne gelir. Fakat şunu istiyoruz ki, Uefa o hakemin kariyerine son vermeli. Çünkü o hakem olmayı haketmiyor. Eğer hakemliğe devam ederse… Sonuç olarak maçı 3-2 kaybettik…

Fazla da uzatmadan sakat haliyle oynayanların da olduğu milli takımımızı, Türko’ları ve onlarla beraber orada bizi temsil eden tüm teknik ekibi bu başarıdan dolayı tebrik ediyoruz, bizleri gururlandırdığı için teşekkür ediyoruz…

Not: Yazımızı bitirmeden bir son dakika haberi ekliyoruz… Bizi finale taşıyan Fatih hoca, milli takımı artık bırakıyor. Fakat çok büyük bir iz bıraktığı kesin…

Etiketler: , , , ,

Wordpress Dur Durak Bilmiyor: 2.6 Geliyor…

25 Haziran 2008 / Yorum Yok » / Yazar: toz66

Wordpress, tüm blogcuların en beğendiği alt yapı olarak olduğu yerde durmuyor kendi geliştirdikçe geliştiriyor. En son wp 2.5 sürümünü tanıttığımız ve kendimiz de kullanmaya başladığımız sürümünün üstünden çok geçmeden, wp 2.6 sürümü konuşulur olmaya başladı. Hatta wp 2.6 beta 1 çıktı… Kararlı sürümünü önümüzdeki ay, yani temmuz ayı içerisinde yayınlayacağını duyurmuşlardı. Şimdi beta 1 ile nabız yokluyorlar. Kısaca yeniliklerden bahsedecek olursak iyi olacak sanırım…

Yönetim panelinin tasarımında 2.5′deki gibi köklü değişiklikler yok fakat yapısal iyileştirmelere gidilmiş. Bazı yönetim paneli kolaylıkları bizlere sunulmuş. Yazıları düzenleme işini daha hızlı hale getirmişler. “Post revisions” adıyla yazılarınızı hızlı düzenleme imkanı sunmuşlar. Google’ın yeni hizmti olan Google Gears ile daha hızlı bir yönetim paneli sağlamak amaçlı çalışmalar sürdürülüyormuş. Ayrıca bir diğer yenilik de tema önizleme konusunda. Yeni geçeceğiniz tema için önizleme imkanımız yoktu fakat wp 2.6 sürümüyle beraber temayı kullanmaya başlamadan, hatalarıyla birlikte önizleme olarak görebiliyoruz…  Avatar görüntüleme konusnda da kolaylık sağlanmış. Wp 2.5 sürümüyle beraber avatar desteği gelen wp’de, bu sefer de blogunuzda avatarları yayınlayıp yayınlamak istemediğinize dair bir kısım geliyor. Kodlamayla uğraşmadan sitenizde gravatar destekli avatar yayınlatabiliyorsunuz. Diğer yenilikler ise teknik düzenlemeler üzerine…

Wordpress 2.6 Beta 1 sürümünü test etmek için burayı kullanabilirsiniz. Kullanıcı adı admin, şifre demo… İndirmek için link vermiyorum, wp’yi her zaman kendi sitesinden indirmelisiniz…

Etiketler: , , , ,

Dört yanı denizim…

24 Haziran 2008 / 1 Yorum » / Yazar: sibel

Daha önce kendi sayfamda da yayınlamış olduğum bu yazımı, yeni evimle de paylaşmak istedim. Ve dedim ki…;

İçimdekileri bırakıp, kaçabileceğim bir zaman aralığı olmalı mutlaka!!
Uykuya daldığı ya da sıkılıp benim varlığımdan, arkasını döndüğü bir an yalnızlığımın…

Rastlamadan tanıdık yüzlere,
Arka kapısından kaçmalıyım, ada misali dört yanı denizimin.
Aklıma kendimi koyup
Saçlarıma en fazla rüzgarın savurduklarını takıp
Gözlerimde sakladığım yaşları, kine dönüştürmeden koşmalıyım.

“Çantada yer yok” diyerek, tanıdık tanımadık herkesi ait oldukları yerde bırakmalı!!
Ve dileklerini… Ve isteklerini…

İnsanların bildik yüzlerini de ters yüz yapıp, dikmeli orta yere heykellerini.
Geride mutlaka bir şey bırakmalı.
Bir heykel misali de kalsa geçmiş…
Bir geçmişim olmalı.

Ne dünyam değişsin ardından,
Ne de yara alsın bedenim varlığından.
Bırak taş taş üstünde kalsın.


Ben bu yürekle
Taşı sıksam, kendi tırnaklarımdan yara alırım.

Küçük bir çantayla yola çıkmak istiyor canım.
Küçücük…

Bir kol çantası misali…
İçinde hararetimi kesecek bir su parası, bir de siluetimin kanıtı bir el aynası

Etiketler: ,

Candan Erçetin

23 Haziran 2008 / 1 Yorum » / Yazar: Burhaneddin

Candan Erçetin
(Yazıyı okumaya başlamadan önce,play tuşuna basıp şarkıyı kısık sesle yazıyı oyunuzuz)

Hani herkesin bir hayranı olduğu, çok sevip hoşlandığı bir sanatçı grubu, şarkıcı, vs. vardır…. Benimde çok değer verdiğim ve sevdiğim bir sanatçı var. Adı mı? -Candan Erçetin-.

Garip bir hanım efendidir kendisi;pek, daha doğrusu hiç magazinsel tavrı yoktur.Sakin ve sevimlidir. Farklıdır herkesten, zaten onun sevilmesini sağlayanda farklılığıdır

Kendisi Kırklareliliymiş, ilk öğretimdeki yüksek başarısı onu İstanbullara yitmiş. Koskoca Galatasaray lisesinde müziği daha çok sevmiş ve ilerletmiş, sonra herkesin bildiği şöhretlik serüvenini oda yaşamış içinden gizli gizliye… O her zaman azmetmiş, başarmış, insanların içlerine dokunan güzel şarkılar yapmış. Herkes, aşktan, ayrılıktan ve nefretten bahsederken şarkılarında. O dünyanın halinden ,yalanlardan,garip ve hüzünlü sevdalardan ve dokunaklı yaşayışlardan bahsetti. Zaten yukarda da dediğim gibi, Candan Erçetin’i Candan Erçetin yapan o havası, yani farklılığı oldu hani…

Onu çok seviyorum… Fakat, bir gençlik aşıklığı veya fanatikliği gibi değil…

Onu çok seviyorum, neden biliyor musunuz ? Çünkü bazen oluyor ki, hayatımdaki anlamsız ve gereksiz duyguları, onun şarklarında buluyorum. Bazen içten için “Parçalandım” diyorum ve bazen “Bu dünya da ölümden başkası yalan!” diyorum ve dünyadaki kötü gidişata da bazen oluyor ki, “dünya hali” diyorum. Yani yaşayışımın garip ve çarpık taraflarını görüyorum onun şarkılarında… Bazen de aşık olduklarım aklıma geliyor, “olmaz bir tanem” diyorum ve bazen de içten içe bir çocuk sevgisini duyuyorum “melek”lerde….

O bir Candan Erçetin, bu aralar sessiz duruyor İstanbul’un gölgesinde, o bir Candan Erçetin, çünkü; o her zaman CANDAN!

Etiketler: , , , ,

Çaylar benden. Bendeniz Sibel’den…

22 Haziran 2008 / 4 Yorum » / Yazar: sibel

cay bendenOhh geldim(:

Biraz makyaj, saçımdı tokamdı derken ancak yola çıkabildim. Yolda gelirken birkaç arkadaşım aradı onlarla lafladım. Sonra mevzu biraz özele kayınca sohbet uzadı tabi..!! Kendi aramızda kritik kararlar alındı, hemen bir ani çıkışla konuya netlik kazandırıldı. Kırılan topuğumu onaran küçük beye de ayrıca teşekkür ederim… Kendisi beni, yol boyunca yalnız bırakmadı;)

Hımm… N’oldu, neden öyle baktınız?

Unuttunuz değil mi!!

Ben bir bayanım(:

Duygularımı yoğun yaşarım.

Ani kararlar vererek özür dilemeye en yakın cins ben olmama rağmen bir anda üste çıkmayı başaran içgüdülerimle bayan olmanın tadını çıkaranım;)

Siz takımınız gol attığında kükrerken ben sevinçten oturur ağlarım.

Sonra, içimdeki sahiplenmeyle, sahibi olduğum her şeyi, sarıp bir mendile sandığa kaldırırım. Her biri kullanılacak, bir arkadaş sohbetinde de olsa anlatılacaktır mutlaka birilerine…

Ben gizemli nitelendirilen hem cinslerimin gizem taşımayan ender kesimindenim. Anlatmaya doymayan, duyguları dilinde olan bir paylaşımcıyım.

Benim için yaşamın her anı kıymetli. Yaşarken, içimdeki soluğu kattığım havayı sizlerle birlikte teneffüs etmekten de çok mutlu olacağım.

Burada iki bey ile birlikte olmaktan kıvanç duyuyorum.

Ben tadını çıkarırken yaşamımın, teknik bilgileri ve kültürel konuları daha çok onlara bırakıyorum;)

Ve söz sizde beyler, bundan sonra sık sık uğrayacağım.

Ne gerek vardı çiçeğe Tahircim!!

Burhaneddin bu hediye de ne!!

Durun bir dakika çayı ben koyarım, e ne de olsa ben bir bayanım…

Dahası…

Bundan sonra çay ikramı benden((:

Etiketler: , ,

Millilerin İşi Çok Daha Zor

21 Haziran 2008 / Yorum Yok » / Yazar: toz66

turkey-crotia.jpg
Daha önce çeyrek finale çıkmak için mücadele verirken, İsviçre maçından önce demiştik ki “Millilerin İşi Çok Zor…” Şimdi diyoruz ki millilerin işi çok daha zor… Neden? Çünkü artık elemeler oynamıyoruz, çünkü artık grup maçları yapmıyoruz. Artık Euro 2008′de finaller oynuyoruz ve şu an yarı finaldeyiz. Rakibimiz Almanya ve eğer Almanya maçını geçersek muhtemek rakibimiz Hollanda…

Avrupa Kupasında alacağımız bu başarı Dünya Kupası 3.’lüğümüzden çok daha değerli olacak. Çünkü Dünya Kupası finallerinde karşımıza çıkan güçlü bir Avrupa ülkesi yoktu. Ama burada en güçlü Avrupa ülkeleri mücadele veriyor. Biz mucize diye adlandırılan bir inanç yoğunluğuyla İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve son olarak da Hırvatistan maçını aldık… İnandık ve aldık, sakatlarımıza rağmen, saldırgan medyamıza rağmen ve tüm hakemlere rağmen… Hakemlere rağmen diyorum çünkü Hırvatistan maçında hakemin gereksiz yere futbolcularımıza verdiği sarı kartlar takımımızı yarı finalde sadece 14 kişi bıraktı. Tam 23 kişilik kadrodan geriye 14 kişi kaldı. Sakatlarımız ve cezalılarımız var fakat biz final oynamak istiyoruz. Bunun için önce zorlu Almanya engelini aşmamız gerekiyor.

Kimler yok Almanya maçında?.. Arda yok… Arda, takıma çeyrek final yolunu açacak inancı aşılayan en önemli adamlardan birisiydi. Tuncay yok… Tuncay, pek fazla faydalı olmasa da tüm hırsıyla koşuyor ve maçı ne kadar istediğimizi dışa yansıtıyordu… Emre Aşık yok… Hatalı paslarına rağmen, ayağında top tutmada eksik olmasına rağmen mücadele etmesini bile birisi olarak öne çıkmıştı… Volkan yok… Çek Cumhuriyeti galibiyetine çirkin hareketiyle gölge düşüren fakat kalemizi de başarıyla koruyan bir futbolcumuzdu… Tümer, Emre Belözoğlu ve Servet’in durumları belli değil fakat Aurelio’nun cezası sona eriyor, o oynayabilecek…

Sonuç olarak “Millilerin İşi Çok Zor…” fakat 70 milyon yürek onlarla beraber Viyana’da atıyor olacak…

Etiketler: , , , ,