Her hafta yeni bir sohbet ve yeni bir solukla burda oluyoruz. Ve her geçen gün sohbetlerimiz daha da güzelleşiyor diyebilirim. Aslında bu söyleşiler için ilk söz aldığımız fakat istenmedik sebeplerle bugüne sarkan bir mikro söyleşiyi gerçekleştirdik bu hafta. Alisko.org'dan tanıdığınız genç blogculardan olan Ali Bahsisoğlu... Bakalım bakalım, neler olmuş neler bitmiş:) Söyleşiye geçmeden de söyleyelim, kendisine bu güzel söyleşi için teşekkür eder, ilerde bir kez daha ağırlamak isteriz. Ya ben pek bi ciddi buldum kendimi:) Neyse uzatmadan geçelim abi shobetimize... Söyleşinin en mikro hali sizlerle... 1. Öncelikle merhaba Ali'ciğim. Ya da bir diğer ifadeyle alisko kardeşim... Sohbetimize iyice yoğunlaşmadan takipçilerimiz için kısaca kendinden bahseder misin? Uzun süredir İzmir'de yaşayan, 19 yaşında, İzmir Ekonomi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinde okuyan, asosyal bir insanım. [Kısaca derken çok mu kısa oldu acaba:) ] 2. Yeterince açık ve özlü oldu bence:) Geçelim diğer sorumuza, Alisko ismi nerden geliyor, arkadaş çevrenin sana taktığı bir isim miydi acaba yoksa blog dünyasında mı kazandın bu ismi? Lisedeyken birkaç okul arkadaşım tarafından bana yakıştırılan bir isimdi Alisko ve bu duruma gerçekten çok sinir oluyordum. "Alişko ne kardeşim ya?" diye bir çok kişiyi azarlamıştım zamanında. Daha sonra anladım ki çok şirin biri olmamamdan dolayı insanların biraz şirinlik katmak amacıyla söylediği bir isimmiş. Bende gerçekleri gördükten sonra Alişko'yu sevdim, benimsedim hatta baş tacı yapıp bloguma isim olarak seçtim:)
Blogda revizyon var dedik ve sonunda değişikliğe gittik. Gittik dediysem, sizlerin önerileriyle ben değişiklik yaptım. Yani sizin de payınız var bu değişimde. Yan menüde belirttiğim gibi umarım sitenin yeni halini beğenirsiniz ve eğer eksiklik görürseniz iletirsiniz. Şu an tıkdandım, yazamıyorum desem yeridir heralde. Uzun süredir beklediğim değişimi hiç çekinmeden yaptım ...
İnsan hani hep farklı arayışlara yönelir ya. Yeni bir şeyler arar hayatında, farklı olsun bazı şeyler... İşte blogum benim için böyle bir şeydi, gerçekten farklı ve gizemli bir dünya. Bireysel ve bir o kadar da özgür... Blog dünyasına az çok adımımızı attık fakat inceleyeceğimiz konu sınırlandırmasını pek iyi yapamadık. Bu konuda kabul ediyorum oldukça oburum. Yeni bir kategorim olsun istedim ve ilk yazımı çok sevdiğim ve yaptığı işleri çok takdir ettiğim eda ablamla başlamak istedim. Kategorimin adı ise site kurcala... Bu kategorimde sizlere belli aralıklarla çalışmasını beğendiğim ve takip etmenizi önerdiğim siteleri tanıtacağım. Hani sinema dünyasında yakın takip denen şey varya... Ben de yönetmeni değil yazarı takibe alacağım, sitede kullanılan teknik bilgilere yer verceğim... Olmazsa eda ablamızın mekanını incelemeye ve sizlere tanıtmaya başlayalım. Gerçi bilmeyen kalmamıştır ama :) Öncelikle eda suner kim sorusunu cevaplamak gerek sanırım. Ben de kendisiyle tanışalı pek olmadı, bu sebeple bunu kendi ağzından dinleyelim istedim ve buradan kendi ifadesiyle eda sunerin kim olduğunu öğrendim. Biz kim miyiz ? / Ben 78, eşim Ömer ise 76 model İstanbul üretimiyiz 2003 yılında start alan flörtümüz 23.09.2006 yılında evlilik münasebeti ile birleşti. Eda Demirel oldu Eda Suner. Nişantaşı Gianni Versace mağazasında Versace ve Versus katları yöneticiliği, Kadıköy Bahariye Mango mağazasında mağaza müdürlüğü, Davutpaşa Mercedes-Benz araç satış ve en son olarak da;5 sene Türk Ekonomi Bankası Krediler Departmanında full tempo çalıştıktan sonra iş hayatına ara verip uzun soluklu bir nefes almak istedim. İşlemeyen demir paslanır atasözünden yola çıkarak, blogumu yapmaya karar verdim.Blogumu ziyaret eden siz dostlarım umarım keyifli vakitler geçirir, tiryakim olursunuz. Unutmadan Kategorilerde gezinirken El Emeği Göz Nuru bölümündeki cici fikirleri denemeyi sakın unutmayın. Sevgi, aşk,sanat,huzur daima yakanıza yapışsın Eda Suner