Daha önce demiştim ki, bizim de bir sinema projemiz var, ee üzerinde çalışıyoruz. Neyi nasıl yapmamız gerektiğini tartışıyoruz. ( Burhan eminim bu yazıyı okuyorsun ve o kadar sert tartışmalar yapıyoruz ki, sanırım bu sert tartışmalar olgunlaştıracak projeyi...) Sinema ile ilgili yaptığımız bu çalışma öyle görünüyor ki yaz aylarında henüz başlayabilecek. Sıradan olmamasını istiyoruz ve bu amaçla proje süresini uzun tutuyoruz. Bu süreçte ben pilli sistemini yen iden keşfettim. Var olan Amerika'nın keşfi gibi... Pilli sisteminin kurucularını bir kez daha buradan tebrik etmek istiyorum, çünkü çok güzel bir fikir ve çok güzel bir işleyiş. Tabi başarılı bir projenin başarıları olduğu kadar eksiklikleri de olacaktır. Ona da geleceğim, yavaş yavaş... Pilli ailesinden en çok Hafif ve Sinepil'e alıştım gerçekten. Hafif'te birçok konuya yer veriliyor, sinepil'de yeni ve bir o kadar önemli bir adım olduğu için. Pilli ailesinin yoğun bir isteği vardı, sinemayla ilgili bir pilli sitesi yapılsa da orda da yazı yazsak falan diye. Yöneticiler bu durumun farkında olmuş olsalar gerek ki Sinepil'i oluşturmuşlar. Fakat birçokları gibi ben de sitenin renk yerleşimini ve klasik pilli siteleri görünümünü beğenmedim. Üzerinde biraz daha çalışılarak daha şık bir şey oluşturulabilir. Çünkü film afişleri de yerleşince göze biraz itici geliyor. Sinepil şu an yeni olduğu için gerçekten bir emekle dönemi yaşıyor, fakat ben inanıyorum ki diğer pilli siteleri arasında hakettiği yeri bulacak ve ilk üçe yükselecek. Ben de sinema alanında biraz obur bir insan olduğum için, sinepilin arşivi oluşması bakımından beğendiğim filmlere yer verdim.

Blogta günlük yazı yazmayı ve rahatlamayı düşünen, aklına esen şeylere blogunda yer vermeyi düşünen biri olarak sizlere sesleniyorum. Şunu bilin ki bunu yapmak mümkün olmuyor. Bir Türlü beceremiyorsunuz, hayat hep bir engeller çıkarıyor işte sevdiğimiz şeyleri yapamamak için... Nette dolanmayı, sörf yapmayı ne kadar çok sevdiysem o kadar çok engel çıkıverdi karşıma. Sınav haftasının başlamasıyla beraber netten uzaklaştım, blog ziyaretlerim azaldı. Ben yokken neler olmuş neler. Belki benim gibi sizler de aralıklı girebiliyorsunuzdur nete kim bilir :) Evet, önce net dünyasında neler olmuş biraz bahsedeyim ve görüşlerimi bildireyim sonra sizlere çok güzel iki film önereceğim. Efendim Türkiye yine her bakımdan hareketli. Hani benzine zam gelince her şeye zam gelir ya, işte o biçim siyaset karıştı, savcılar oraya el attı baktılar olmadı bu seferde internet alemine el attılar. Burada buna ilişkin düşüncelerime yer vermiştim. Yani youtube ve netlog gibi siteleri sayın savcılarımız fantazi olsun diye sanırım kapattılar. Hem de youtube hakkında üç tane ayrı mahkeme kararı vardı. İnanılmaz bir şey bu ya, kafayı yiyorum. Millet bas bas bağırdı, türkiye nereye gidiyor, türkiye çin olma yolunda, iranı geçtik falan... Duydular mı sizce hayır duymazlar, yine inanılmayacak şekilde youtube yönetiminden bir açıklama yazısı gelmiş işbirliğine hazırız diye ben bu duruma şaşırdım inanın. Sonrasında youtube hakkındaki engelleme kararı kaldırılmış, netlog hakkında alınan engelleme kararı da kaldırılmış. Savcılar insafa geldi sanırım, e bunları iptal ettilerse akp yi de kapatmazlar artık :) Orası belli olmaz diyelim geçelim... (bu aralar bana nolduysa her şeyi siyasete vuruyorum ) Ben yokken blogoscarları diye bir anketin sonuçları yaınlanmış, eda ablamız üç dalada birinci seçilmiş. Yakışır diyelim di mi :) Kendisini tebrik ediyoruz, ayrıca wolkanca da bir ödül almış o da bu ödülleri en çok hakedenlerden birisi. Adama host dayanıyor abisi :) Seneye biz de aday oluruz inşallah :) (nerde o günler...) Fazla da uzatmaya gerek yok aslında. Geçtiğimiz hafta sonu izlediğim iki film hakkında yazı yazmıştım fakat yayınlayamamıştım, şimdi yayınlayalım siz de bu hafta sonu izleyin o filmleri :)