13 Temmuz 2008  |  Kategori: Kültür-Sanat

Site arkadaşlarından bir not var: Ben bu site yazarlarından Burhaneddin, aramıza yeni katılan ahsen arkadaşımı sunmak şerefi bana nail oldu :)… Ahsen arkadaşımız kendine has uslubu ile site ziyaretçilerimize keyifli zamanlar geçirteceğine inanıyorum. Hoş geldin aramıza! Hoşgeldin, küçük düyamıza Ahsen ….!

ZİL ÇALMADAN KAÇMAK GEREK:

Geldik gene en güzel günlere. Sıcak falan ama ne yapalım,eğlence oluyor bizede. Düğünler, kınalar, piknikler  ee  sonra keneler falan… Kene deyince bak gene bi acayip oldum. İnsan acizliğini anlıyor bir kere daha. O küçücük şeyin nelere maal olduğunu duyunca. Kimse “keneden öldü zavallı” denmesini istemez arkasından. Bense “keneden öldü” yerine arkadam şunu denmesini tercih ederdim: “Üç yıldır bu zorlu yarışa hazırlanıyordu, gecelerini gündüzlerine katıyordu, saçları ağarmış,üç ayrı gözlük kullanıyordu, ve bir gün sıcaklarada dayanamadı, kitaplarının arasından cesedi zor bulundu. Kendini üç yıldır kullandığı -(0,7)- uçlu kalemiyle öldürdü. Kalemi tam kalbine batırmıştı, gözleri açık gitmişti merhumun. İki aydır çıkarmadığı gömleği kanlar içindeydi. Açık gözleri, sayfaları açık olan kitaptaydı. O bir ÖSS kurbanıydı. Aile yastaydı. Annesi: -yavrum şehit oldu- diyordu. O ise hala gözleri açık kitaplarına bakıyordu.”

Sanırım farzla abarttık, hazin bir son olurdu elbetteki… Ben sanıyorum ama siz sanmayın, hepsi hayal ürünü değil ne? Gençler ziyan olmuyor mu bu saçma sınavlarda? Ne ümitler harcanmadı mı? Ne yarınlar mahvolmadı mı?

Böyle dediğime bakmayanın ben daha sınava girmedim. Belki seneye girerim belli de olmaz. Haa birde sınavdan sonra tercih stresi felan varmış bence hiiç de çekilir dert değil… Ben genede ÖSS’yi tek hedef görüp yemeden,içmeden,uyumadan çalışanlara saygı duyarım. Demek ki önceliklerimiz farklı arkadaş…

Hayatı katlanabilir hale getiren eğlencelerimden birini söylersem hor görmezsiniz umarım beni, yoksa bence “Ah bu hayat çekilmez…” En güzeli bütün cevapları bildiğin halde , yazılı kağıdını boşvermek adını bile yazmamak, öylede çok hoş olur ki mesela bir güvercin çizip verebilirim kağıdımı, sonra sınıftan çıkar, ayakkabılarımız elime alır şarkı söyleyerek koçarım koridorlarda, müdür kızar ama olsun; “Daha kalemim bitmedi müdür bey, sizede bir güvercin çizebilirim”

derstakip     

  Türkiye’de Öss sanırım sadece milyonların değil o milyonların da ailelerinin de baş belası olmuştur. Böyle olunca Öss derdini nerdeyse çekmeyen insan kalmıyor. Hayatımızı sadece bir üç saatte yönlendiriyoruz. Bu üç saatte döktüğümüz terleri kaç yıl boyunca öğrendiğimiz yığınla ünitelere borçluyuz. Sınavdan sonra hiçbir o yığınla konu… İşte bu yığınla konunun tam olarak devlet okullarında verilmediğini bilen veliler, çocuklarını dersaneler göndermek durumunda kalıyor. Artık Tr’de Öss’ye hazırlanıp da dersaneye gitmeyen pek az öğrenci vardır heralde… Yani anne babalar dersaneye milyarlarca para vermek durumunda kalıyordu. Fakat Türkiye’de bunun sıkıntısı çok yaşandığı için e-eğitim sistemi için arayışlara gidilmiş ve bugüne kadar bazı örnekleri görünmüştür.

    Hafif’te bu konu hakkında yazdığım şu yazımda da belirttiğim gibi bu alanda en çok bilinen kişi sanırım Ekol Hoca’dır. Televizyonlara çıkmış, anahaber bültenlerine haber olmuştu. Ekol Hoca’nın videoları video.google sistemine yükleniyor ve buradan öğrencilere sunuluyor. Şu an o kadar başarılı olmuş ki site reklamlarla dolu. Örnek videoya buradan ulaşabilirsiniz. Devamını Oku ->