Türk internet kültürünün vazgeçilmez bir ögesi olan son yılların gözde olaylarından site kapatılması durumu, gerçekten birçok internet kullanıcısını ve biz blogcuları mağdur bırakmıştı. Birçoğumuz kendi blogunda böyle uygulamaların son buldurulmasını, artık anlamsız sebeplerle Youtube'un kapatılmamasını kendince duyurmuştu. Fakat bizler duyan pek olmadı, tüm bu olumsuz gelişmeler rağmen halen sesimiz duyurma ümidini yitirmeyen Elma+Alt+Shift geçtiğimiz günlerde site kapatılmasını protesto etmek ve sistemdeki aksaklıkları bir kez daha duyurmak adına kendi reklam blogunu ulaşıma kapattı. Elma+Alt+Shift'in başlattığı bu uygulamaya şimdi yüzlerce site daha katıldı. Ve birçok blogcunun bu konuyu duyurması ve desteğiyle yerel basının konuya dikkati çekilmeye çalışılıyor. Peki ben nasıl destek veririm bu zincire diyorsanız, hemen Anafikir'e girebilir ve sitenizin girişine koyabileceğiniz kodu alabilirsiniz. Şu an için bu zincirin en büyük destekçisinin Sinema.com olduğunu görmek gerçekten umutlandırıcı... Son olarak Türk internet dünyasının gerçekten tepki verdiği ve alay edercesine alınan mahkeme kararlarının durdurulması gerektiğini biz de bir kez daha tekrar ediyor, en kısa sürede buna yasal bir çözüm getirilmesini umuyoruz.

Benim için farklı bir yeri vardır her zaman Hazan Mevsimi filminin. İzlereken yüzümde bir tebessüm bırakır adeta... İlk vizyona giriş tarihinde Kayseri'ye gelemedi maalesef film, fakat daha sonraları cd,dvd vs'nin çıkmasıyla rahatça izleye bildik Hazan Mevsimini. Hazan mevsimi filmini çok beğendiğimi söylemiştim ve bu çok sevdiğim filmin şimdi izlemeyenler için kendime has uslubumla öyküsünü aktarıyorum: Hani vardırya, iki garip ve birbirinden habersiz aşıklar... İşte o garip ve birbirinden habersiz aşıkların hikayesidir bu film, yani inşaat işcisi Cemalle, gezgin panayır şarkıcısı Nurşen'in hikayesi... Hayat boyu ikisi de Dünya hali ne getirdiyse, rüzgar nerden estiyse, güneş ne tarafa döndüyse onu yapmışlar ve sanki hep birbirlerini görecekleri günü beklemişlerdi. Taki, Nurşen'İn panayırı Cemal'İn şehrine gelene kadar... Bekledikleri gün gelmişti, iki aşık göz gözelerdi. Acep şimdi ne alocaktı. Cemal ve Nurşen beraberce mi kalacaklar, yoksa gene ayrı düşüp bir ömür daha, birbirlerini bekleyecekler miydi? Öyküsü bile insanı içine çeken bu filmi, izlemeyenlerin bir yerlerden mutlaka temin etmelerini öneriyorum. Bu sıralar çok iyi işler çıkardığımız, duygusal/dram türündeki filmlerin içersinde iyi bir yer edinen Hazan Mevsimi için yönetmeni Mehmet Eryılmaz'ın daha nice iyi filmler çekmesini diliyorum...

Bir var olma mücadelesi... Bir babalık ne demek onu anlatmanın mücadelesi... Babasızlığın ne demek olduğunu bilen ve oğlunu babasız büyümesine izin vermemeye çalışan birisinin hikayesi... Yaşam mücadelesi... The Pursuit ...
Efendim, sinemayı çok severim ve sinema konusunda da şu an bir çalışma üzerindeyim. Bugün yaptığımız görüşmeler olumlu geçti ve yaklaşık üç dört ay sürecek bir çalışma sonunda gençlerin içinde bulunacağı yani tamamen gençlere ait bir site oluşturacağız. Umarım fazla aksaklı yaşamadan sizlerle bu çalışmamızı paylaşırız. Efendim film izledik ama hiç başkalarına sunduk mu bu filmleri hemen hemen hayır. Ben de bu süreçte blog dünyasında tecrübe edinmeyi ve sinema hakkında genç arkadaşlarımızın nabzını tutmayı tercih ettim. Kendi blogumda ve yeni açılan sinepil sisteminde bu tür yazılarımla karşılaşacaksınız bundan sonra. Birkça örnek verecek olursak Umudunu Kaybetme filmi hakkında yazdığım yazıya buradan, M.Ö. 10 000 filmi hakkında yazdığım yazıya da buradan ulaşabilirsiniz. Neyse efendim şimdi de size asıl anlatmak istediğim filme geçeyim. Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? Muhteşem bir film olduğunu belirterek başlayım işe olmazsa :) 14. yy Anadolusu'nda, bütün devlet ve beylikler Moğol saldırılarından yılmış, halk akın akın Moğollardan kaçıp Bursa'ya yerleşmektedir. Anadolu'da bulunan devletler ve beylikler Moğol akınları karşısında darmadağın olduğundan Bursa aynı zamanda çeşitli devlet ve beyliklerden gelen yönetici sınıfın da sığınma yeridir. Osmanlı Devleti'nin temellerinin atıldığı bir dönemdir.

Blogta günlük yazı yazmayı ve rahatlamayı düşünen, aklına esen şeylere blogunda yer vermeyi düşünen biri olarak sizlere sesleniyorum. Şunu bilin ki bunu yapmak mümkün olmuyor. Bir Türlü beceremiyorsunuz, hayat hep bir engeller çıkarıyor işte sevdiğimiz şeyleri yapamamak için... Nette dolanmayı, sörf yapmayı ne kadar çok sevdiysem o kadar çok engel çıkıverdi karşıma. Sınav haftasının başlamasıyla beraber netten uzaklaştım, blog ziyaretlerim azaldı. Ben yokken neler olmuş neler. Belki benim gibi sizler de aralıklı girebiliyorsunuzdur nete kim bilir :) Evet, önce net dünyasında neler olmuş biraz bahsedeyim ve görüşlerimi bildireyim sonra sizlere çok güzel iki film önereceğim. Efendim Türkiye yine her bakımdan hareketli. Hani benzine zam gelince her şeye zam gelir ya, işte o biçim siyaset karıştı, savcılar oraya el attı baktılar olmadı bu seferde internet alemine el attılar. Burada buna ilişkin düşüncelerime yer vermiştim. Yani youtube ve netlog gibi siteleri sayın savcılarımız fantazi olsun diye sanırım kapattılar. Hem de youtube hakkında üç tane ayrı mahkeme kararı vardı. İnanılmaz bir şey bu ya, kafayı yiyorum. Millet bas bas bağırdı, türkiye nereye gidiyor, türkiye çin olma yolunda, iranı geçtik falan... Duydular mı sizce hayır duymazlar, yine inanılmayacak şekilde youtube yönetiminden bir açıklama yazısı gelmiş işbirliğine hazırız diye ben bu duruma şaşırdım inanın. Sonrasında youtube hakkındaki engelleme kararı kaldırılmış, netlog hakkında alınan engelleme kararı da kaldırılmış. Savcılar insafa geldi sanırım, e bunları iptal ettilerse akp yi de kapatmazlar artık :) Orası belli olmaz diyelim geçelim... (bu aralar bana nolduysa her şeyi siyasete vuruyorum ) Ben yokken blogoscarları diye bir anketin sonuçları yaınlanmış, eda ablamız üç dalada birinci seçilmiş. Yakışır diyelim di mi :) Kendisini tebrik ediyoruz, ayrıca wolkanca da bir ödül almış o da bu ödülleri en çok hakedenlerden birisi. Adama host dayanıyor abisi :) Seneye biz de aday oluruz inşallah :) (nerde o günler...) Fazla da uzatmaya gerek yok aslında. Geçtiğimiz hafta sonu izlediğim iki film hakkında yazı yazmıştım fakat yayınlayamamıştım, şimdi yayınlayalım siz de bu hafta sonu izleyin o filmleri :)