->

Çok sevdiğim bir film vardır, bu filmin repliğinde Müjdat Gezen şöyle der: “En güzel dostluklar ancak kırk yılda kazanılır, bu kazanılan dostluk biterse de bitmesi için bir kırk yıl daha gerekir…” Yani gerçek dostluklar bir sözle bitmez, çünkü gerçek dostluklar bir ömürde kazanılır. Hayat zordur, insanlar birbirlerini kırıp dargın kalabilirler ama unutulmamalıdır ki her zaman “Bir İhtimal Daha Var”dır. Bu cuma çalışmalarımın sıkıntısından kurtulup bir film izlemek istedim, arşivime baktım ve uzun zamandır izlemek istediğim bir film olan “BİR İHTİMAL DAHA VAR” ı izlemeye karar verdim.
Bu uzun zamandır izlemek istediğim filmin bir özelliği vardı; çok acıdır, merhumların oynadığı son filmdi. Bu filmimizde, büyük usta Savaş Dinçel ile yeni kaybettiğimiz, hep iyi anılarla anacağımız, Osman Yağmurdereli abimiz başrolleri Mustafa Alabora ve Müjdat Gezen ile paylaşıyordu. Filmimiz; çok iyi dost olan, artık esas mesleklerini icra edemeyen, beş eski müzisyenin hikâyesini anlatıyor. Filmde ki kahramanlar, bir birinden farklı olmalarına karşın, tek ortak yanları ve buluşma noktaları,Türk Sanat Müziği ve birbirlerini olan ölesiye sevgileridir.
Yukarda bahsettiğim replik, bana filmi izlediğim gün ve dün yaşadıklarımdan sonra çok şey kattı. Filmde bahsedilen gerçek dostluk kavramını daha iyi anlamama sebep oldu. Bu film bana bir insana “gerçek dostum” diyebilmenin uzun yıllar alacağını veya gerçekten bir kırk yıl zaman geçmesi gerektiğini de öğretti. Dün çok düşündüm ve kendime “benim gerçek bir dostum var mı?” diye sordum. Fakat kendime bu soruyu sorduktan sonra anladım ki benim gerçek dostum yok! Benim gerçek dostum yok, çünkü kırk yaşıma en az bir yirmi senem var.(espri) Ve biraz daha düşündükten sonra gördüm ki filmde bahsedildiği gibi gerçek manada benim ne bi arkadaşım için canımı verebileceğimi ne de bir arkadaşım benim için canını verebileceğini fark ettim. Bu durumum beni çok üzdü; çünkü yaradılışımız da var olan yani fıtratımız gereği insanlar arkadaşlıklar dostluklar edinme gereği duyuyor. Ve gariptir insan; kendisine yapılmasını beklenen bir şeyi başkasına da yapma ihtiyacı hissediyor. Yani insan, beraberce yaşamayı, yanındakiyle sorunlarını paylaşmayı, eğlenmeyi, sinemaya gitmeyi, hatta ve hatta nerde ucuz bir dürümcü varsa oraya beraberce gitmeyi istiyor. Fakat fark ettim ki beraberce sinemaya, ucuz dürümcüye, eğlenmeye gittiğiniz bir arkadaşınızı bir anda küçük bir kırılma veya dargınlıkla silmeye başarabiliyoruz. Evet, şimdi “BİR İHTİMAL DAHA VAR” ı çok daha iyi anlıyorum. Benim gerçek dost edinebilmem için bir yirmi seneye daha ihtiyacım var. Benim bir arkadaşım için maddi şeylerin dışında manevi şeyleri de verebilecek konuna gelmeme çok zaman var. Anlıyorum ki arkadaş dediğin ucuz bir kelimeye, kırk yıl sonra kazanacağın dost kelimesi çok basit düşüyor.
Dün şunu anladım;
Sev seve bildiğin kadar, sevil sevile bildiğin kadar. Ama severken de sevilirken de sevmenin ve sevilmenin adını hemen koyma!!!!